|
KARATAHTANIN, GRAMER
KURALLARININ VE EZBERE
ÖĞRENMENİN MODASI GEÇTİ ARTIK!
Son 25 senede dil eğitimi
kökünden değişti, realist
bir eğitime dönüştü. Her
şeyden önce, neden dil
öğrenmek isteriz ? Edebi bir
nesir yazmak için mi?
Dilbilgisi kurallarını
ezbere söylemek için mi ?
Hayır.
Haberleşmek, anlaşmak
istediğimiz için öğreniriz.
Soyut dilbilgisi terimleri,
karışık cümle yapısı veya
hayatımız boyunca sadece bir
kez kullanacağımız kelimeler
değil bizim ilgilendiğimiz.
Dil eğitiminin pratik olması
gerek.
Modern dil eğitimi öncelikle
iki hususa önem verir.
Anlama ve Konuşma.
Sonra yazılı bölümü tanıtır.
Bu sistem dili, ezberlenecek
şemalarla değil, günlük
durumlarla öğretir.Belirli
yapı şekillerinin nerede ve
ne zaman kullanılacağını
anlayarak öğrenirsiniz.
Modern dil eğitimi beynin
öğrenme prensipleri dikkate
alınarak
planlanmıştır.Böylece dilin
bir açısından diğerine adım
adım götürecektir.
İyi bir dil öğretmeni size
materyalini o denli olumlu
ve açık bir şekilde takdim
etmeli ki, siz dilin
şekillerini kendi başınıza
uğraşmadan
tanıyabilmelisiniz. İyi bir
dil öğretmeni size dersi
öyle bir şekilde sunmalı ki
öğrenmenin kolaylığı
karşısında şaşırmalısınız.
Fakat böyle bir öğretmeni
nerede buluruz? Bu tip bir
eğitimin taleplerine hitap
edebilecek kalifiye öğretmen
çok azdır. Çok azı pratik
ile dilbilgisi tekniğini
birleştirebilirler.
S.P.Ö. (SORULARLA
PROGRAMLANMIŞ ÖĞRETİM )
NEDİR?
Dil uzmanları, DİL’i fonetik
ve semantik (yani ses bilim
ve anlam bilim) yönüyle
öğrenmenin, salt insan
türüne özgü bir özellik
olduğunu savunan doğa yasası
CYBERNETIC’i uygulayarak
Bilim ve Tekniğin ortak
ürünü olan S.P.Ö.'yü
(Sorularla Programlanmış
Öğrenimi) hazırlamıştır. Bu
sistemin temel prensiplerini
maddeleyecek olursak:
1.Bir
ders veya konu klasik
eğitime göre % 60 daha kısa
zamanda öğrenilir ve
hafızada 4 misli kalıcı
olur.
2.Materyaller
kişinin ilgisini çekecek
şekilde
düzenlenmiştir,öğrenmeye
özendirir.
3.Anlaşılamayan
noktaların istenildiği kadar
tekrarlanma imkanı vardır.
4.Yapılan
hatalar anında düzeltilir.
5.Öğrenci
her an aktiftir, her an bir
soruya cevap vermesi, bir
eksiği tamamlaması
gerektiğinden "öğrenim"
olayında öğretmenle ortak
derecede aktiftir.
6.Öğrendiğini
kendi zihninden bulup
çıkardığı için kolay kolay
unutmaz.
7.Konular,
beynin öğrenme ilkesi olan
soru-cevap ve adım adım
ilerleme ilkesine göre
mantıki bir sıra takip eder.
Her adımda bir soru ya da
tamamlanması gereken bir
veya birkaç kelime vardır.
Kişinin doğru olarak
tamamlayacağı bu eksikler
veya cevaplayacağı sorular
sınav sorusuna benzemez;
bilmeceye benzer ve
öğrencinin zihnini yeterince
uyarıp doğru cevabı
kendisinin bulmasını sağlar.
( Burada ipuçları vererek
hatırlatma söz konusudur.)
8.Program
%95 cevabı kendisinin
bulması prensibine göre
hazırlandığından sık sık
doğru yolda olduğunu fark
eden öğrencinin çalışmalara
ilgisi ve motivasyonu artar.
9.Kişinin
ferdi kabiliyeti dikkate
alınır. Programı kendi
hızına göre takip ettiği
için kendinden yavaş
olanları beklemek zorunda
kalmaz, veya ileride
olanların hızına uymaya
çalışmaz.
10.
Beynin öğrenme kabiliyetine
ve bilinçaltına yerleşmiş
bazı belli değerlere göre
öğretilecek adımların sırası
özel olarak düzenlenmiştir.
11.Adımlar
her seferinde ancak tek bir
kavramı ele almıştır. Bir
adım, bir evvelki adımda ki
doğru cevabı değişik bir
şekilde tekrarlatarak
bilginin öğrencinin beynine
iyice yerleşmesini sağlar.
PÖS ile bilinçle- bilinçaltı
arasında iki yönlü bir
trafik düzeni kurulduğu için
öğrenilenleri kolayca tekrar
geri çağırma sağlanır.
DİL
NEDİR?
Dilin tanımı, sözcükler
midir? Hayır. Linguistik
bilimine göre her dilin
kökeninde bir kalıp vardır.
Sözcükleri bu kalıplar
içinde, kullanılış
biçimleriyle öğrenmek
önemlidir. Cümle
kuruluşlarına ve konuşma
rahatlığına alışan kişi,
yeni öğrendiği sözcükleri,
alıştığı bu kalıplar içinde
dilediğince geliştirebilir.
Buna göre sözcükleri tek tek
ezberlemek olumlu bir yöntem
değildir. Dilin tanımı
dilbilgisi kurallarının
sıralanışı mıdır? Hayır.
Dilbilgisi kuralları
gerçekte alışılagelmiş ve
konuşulan dilin ta
kendisidir. Konuşulan dil
öylesine uzun süredir
yerleşmiştir ki, artık en
doğru kullanılış biçimi
olarak kabul edilmiş ve bu
biçim dilbilgisini
oluşturmuştur.
Önemli olan biçimi
kavramaktır, kuralları
biçime uygulamak değildir.
Anadilinizi konuşurken önce
dilbilgisi kurallarını
düşünüp buna göre mi cümle
kurarsınız? Tabii ki hayır.
Duyduğunuz, kullandığınız,
alıştığınız kalıp içinde
düşünmeksizin kendinizi
ifade edersiniz. Buna göre
dilbilgisi kurallarını
ezberlemektense konuşma
rahatlığını elde etmek
önemlidir.
Dilin tanımı yazmak mıdır?
Hayır. Bugüne kadar yazılı
olarak öğretilen dilin artık
konuşularak kullanıldığı
gerçeği kabul edilmiştir.
Harold Palmer’in öncülüğünü
yaptığı bir devrimle dil
öğretiminde elde edilmesi
gereken yeteneklerin
sıralanışı tümüyle
değişmiştir. Esas olarak bir
dilin öğrenilebilmesi önce
Dinleme - Tekrarlama -
Anlama, sonra okuma , en son
da yazma ile mümkündür.
Tekrarlanan doğru telaffuz
zamanla anlam kazanacak ve
yazılışı öğrenilerek kişinin
kendine mal edeceği bir
sözcük olacaktır.
Anadilinizi konuşmaya
başladığınızda sözcüklerin
yazılışını biliyor muydunuz?
Buna göre dil öğreniminde
yazma en son geliştirilmesi
gereken bir yetenektir.
KİŞİ
ANADİLİNİ NASIL ÖĞRENİR?
Skinner, Piaget, Langer, ve
Vygotsky gibi psikologlar
insanoğlunun konuşma
içgüdüsüyle doğduğunu
savunur.Bir diğer grup ise
küçük bir çocukken büyükleri
taklit etme özentisi içinde
konuşmaya başladığımızı
savunur.
Bu konuşma çabası, daha
bilinçli yaşlarda bir ifade
biçimi olarak gelişir. Her
iki düşünce sisteminin ortak
noktası anadilimizi
taklit
ederek öğrendiğimiz
savıdır. Bu taklit sonucu
istediğimiz bir şeyi ifade
edip karşılığını
alabilirsek, o sözcük ya da
o ifade biçimi belleğimize
yerleşir ve bilinçsizce
sözcük haznemize eklenir.
Artık onu unutmaz, gerektiği
zaman kullanma alışkanlığını
elde ederiz.
Burada; insanoğlunun doğal
olarak sahip olduğu belleme
yeteneği ile ana dili
öğrendiğine dikkat ediniz.
Diyelim; çikolatayı çok
severdiniz, Bu sözcüğü her
söylediğinizde size bir
çikolata verildi ve Bu
sözcüğü tıpkı büyüklerin
söylediği gibi en doğru
biçimde belleğinize
yerleştirmiştiniz. Burada
doğru telaffuzun önemine
dikkat ediniz. Peki
sözcüklerin anlamlarını
nasıl öğrendiğinizi hiç
düşündünüz mü?
Karşılaştıracağınız başka
bir dil olmadığı için
çeviriye yer vermemiştiniz
tabii ki. . .
Yanlızca gözlemlerinizle
sözcüklere anlam vermeyi
öğrendiniz. Burada
insanoğlunun görme ve anlama
yeteneğine dayanarak
anadilini öğrendiğine dikkat
ediniz Sonraları
kazandığınız sözcükle
kendinizi daha iyi ifade
etmek için cümle kurmaya
çalıştığınız yapıcı bir
döneme girdiniz. Artık
"Çikolata istiyorum" diye
kendinizi ifade etmeyi
öğrenmiştiniz. Ama
kullandığınız fiilin
"istemek" kökünden geldiğini
bilmiyordunuz bile.
Burada özellikle dikkat
etmeniz gereken nokta;
kişinin cümle kurmayı hiçbir
zaman bir dilbilgisi
kuralını uygulayarak
başarmadığıdır. Anadilimizi;
algıladıklarımızı birbirine
bağlayarak, adım adım
geliştirdiğimiz yeteneklerle
kazandığımız kesindir. O
halde yabancı bir dil
öğrenmek için de aynı
aşamaları geçirmek gerekir.
GELENEKSEL METODLARLA
YAPILAN EĞİTİMİN
DEZAVANTAJLARI
1- TÜM SİSTEMLE R AYNI
KALIPLAR İÇİNDE EĞİTİLİR.
Değişik lisan programlarının
eğitiminde ilgili lisanın
temel kaideleri ve
karakteristikleri dikkate
alınmamıştır. Tüm lisanlar
aynı kalıp içinde eğitilir.
2
-
GELENEKSEL GRAMER EĞİTİMİ
Kişi geleneksel dil
eğitiminde kendini ifade
etme güçlüğü çeker.Çünkü
öğretilen kuralları uygulama
şartlandırması
içindedir.Gramer kuralları
ezberlenmesi gereken
listeler halinde sıkıcı bir
hale getirilmiştir.Fiil,
özne, sıfat ve fiil
çekimleri listeleri gibi.
3 - TERCÜME ve EZBER ESASINA
DAYANAN EĞİTİM
Kişi ana lisanda düşünmeye
ve yine ana lisandan tercüme
etmeye
şartlandırılmaktadır.Bu
kişinin öğrenmekte olduğu
dilin kalıplarına alışmasını
güçleştirir.Ayrıca sözcükler
kullanışları içinde
verilmediği için kişi cümle
kurmada da zorlanır.
4 - TELAFFUZUN TAKLİDİ
Kişi diğer öğrencilerin
yanlış telaffuzlarını
dinleyip taklit eder ve bu
yanlış telaffuz kişide yer
eder
5 - 4 DİL BİLİM YETENEĞİNİN
HATALI KOORDİNASYONU
4 dil bilim yeteneği (okuma,
yazma, anlama ve konuşma)
düzensiz ve aralarındaki
önemli ilişki dikkate
alınmadan öğretilmektedir.
6 - LİSANI HATALI KULLANIŞ
ALIŞKANLIĞI
Yanlışlar anında düzeltilmez
ve kişi bir müddet sonra bu
hatalı alışkanlıkların
müptelası olur.Geleneksel
dil eğitiminde öncelikle
yazma yeteneği üzerinde
durulur. Yazılış çoğu
dillerde telaffuzu yanılgıya
götürebileceği gibi kişinin
konuşma yeteneğini de
engeller.
7 - KISMİ EĞİTİM
Eğitim kesintilere uğruyor
ve devamı ilk kısımla
bağlantılı olmuyorsa çoğu
kez öğrenilen unutulur
8 - GRUP ÇALIŞMALARINDA
SINIRLAMALAR
Grubun ortalama eğitim hızı
kişinin algı seviyesinin
altında veya üzerinde olduğu
takdirde kişi uyum sağlamaz,
dolayısıyla sıkılr veya
zaman kaybeder.
9 - PSİKOLOJİK FAKTÖRLER
DİKKATE ALINMAZ
Eğitimin zaman ve yeri
öğrenciler tarafından
saptanır. Bu saptanan yer ve
zaman kişi için elverişli
olmayabilir.Kişinin
olanakları dikkate alınmaz.
Çözüm ! :
(S.P.Ö.) Sorularla
Programlanmış Öğretim . Bu
sistem modern eğitim
metotlarının örneklerini
fazlasıyla verir.
En iyi eğitim materyalini
size sunan uzmanlar; (bu
materyaller senelerce
değişik seviye ve
milliyetten öğrencilerde
denenmiş ve test edilmiştir)
bu materyaller S.P.Ö.
eğitiminin metninde
tanıtılmaktadırlar. Eğitim
metotları ile ilgili yapılan
büyük araştırmanın bir ürünü
olarak ortaya çıkan
öğrenimde (adım adım sistemi
ve kendi kendini kontrol
etme)
S.P.Ö. eğitimi konuşmaya
yönelik öğrenim sistemidir.
CD - Video CD ve konuşma
bantları sayesinde yerli
konuşmacıların seslerini
dinleme olanağı
vardır.Öğrenci, S.P.Ö.
eğitimi ile, herhangi bir
dil okulunda bulamayacağı
dünyaca meşhur dil
uzmanlarının himayesinde
olacaktır.
|